Oyun Haberleri

The Florist: Resident Evil Etkili Yeni Korku Oyunu Duyuruldu

Oyun dünyasında korku türü, yenilikçi fikirlerle ve klasiklere saygıyla sürekli evrim geçirmeye devam ediyor. Son zamanlarda dikkat çeken ve heyecan uyandıran yapımlardan biri de Unclear Games tarafından geliştirilen The Florist korku oyunu oldu. Resident Evil Remake’ten derin ilham alan bu yeni yapım, oyunculara hem tanıdık hem de taze bir dehşet deneyimi vadediyor. 2026 yılında PC ve konsollar için piyasaya sürülmesi beklenen The Florist, şimdiden korku severlerin radarına girmiş durumda.

Yeni Zelanda merkezli Unclear Games’in ilk projesi olan The Florist, klasik sabit kamera açıları, zekice tasarlanmış bulmacalar ve akıldan çıkmayacak düşmanlarla dolu bir atmosfer sunuyor. Oyunun geliştiricisi Phil Larsen, Sweet Home, Alone in the Dark ve orijinal Resident Evil üçlemesi gibi efsanevi yapımlardan etkilendiklerini belirtiyor. Ancak Larsen’e göre, 2002 yılında çıkan Resident Evil Remake, korku oyunlarına bakış açısını tamamen değiştirmiş ve The Florist’in temel ilham kaynağı olmuştur. Bu beklentiyi The Florist korku oyunu ile karşılamayı hedefliyorlar.

YouTube videosu

The Florist: Klasik Korku Mekaniklerine Modern Dokunuş

The Florist korku oyunu, Jessica Park adında bir karakterin Joycliffe kasabasına son dakika bir teslimat yapmak üzere gelmesiyle başlıyor. Ancak kasabaya varışı, felaketle sonuçlanıyor; çünkü kasaba kısa sürede her şeyi ele geçiren ölümcül bir çiçek istilasının pençesine düşüyor. Oyuncular, zekice tasarlanmış bulmacaları çözmeli, korkunç düşmanları alt etmeli ve yeni yaşam yaratmanın insanlık dışı bir yolunu içeren gizemli bir planı ortaya çıkarmalıdır.

Unclear Games’in kurucusu ve CEO’su Phil Larsen, oyunun Resident Evil Remake’ten aldığı ilhamı açıkça ortaya koyuyor. Sabit kamera açıları, keşfedilmeyi bekleyen korkutucu mekanlar ve yaratıcılık ile mantık yürütme becerisi gerektiren pek çok bulmaca, bu benzerliği gözler önüne seriyor. Larsen, “En çok oynamak istediğim oyun hakkında düşünerek başladım, çoğunlukla bir kahve ve eskiz defteriyle oturup haritalar çizerek ve havalı konumlar, bulmacalar ve alanlar arasındaki rotalar hakkında düşünerek. Klasikleri sürekli yeniden oynuyorum, bu yüzden onlardan ilham alan bir deneyim üzerinde karar kılmak iyi bir yön gibi geldi. Sabit kameralar, en başından itibaren birçok üretim engelini çözüyor ki bu her zaman büyük bir avantajdır,” diyor.

Çiçek Temalı Dehşet: Benzersiz Bir Yaklaşım

The Florist’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, korku türüne getirdiği “çiçek” temalı yenilik. Larsen, çiçek temasının kendilerine renk ve büyüme ile deneme yapma imkanı sunduğunu, bunun korku oyunlarında nadir görüldüğünü belirtiyor. Oyun, bir felaketin günler veya haftalar sonrası yerine, çok erken aşamalarında geçiyor. Bu sayede çiçekler, düşmanlar ve seviyelerin kendisi oyun boyunca büyüyüp değişiyor. Bu çevresel değişimler, oyuna taze oynanış anları tasarlama fırsatı sunuyor.

Geliştirici ekip, çiçeklerin genel olarak korkutucu olmadığını bilse de, aydınlatma ve doğal bir bahçe gibi mekanlarda rahatsız edici bir atmosfer yaratma arzusu, onları yeni fikirler keşfetmeye itmiş. Çiçeklerin türleri, nasıl hareket ettikleri, boyutları ve yerleşimleri tamamen elle tasarlanmış. Bu detaycılık, The Florist korku oyununa kendine özgü bir kimlik kazandırıyor. Sabit kamera sistemi de bu görsel estetiği destekliyor; zira Larsen’e göre bu sistem, ekibe bir sahneye nelerin dahil edileceğini, nelerin gösterilip saklanabileceğini kontrol etme imkanı tanıyor ve “daha açık alanlarda ek işaretleyicilere veya rehberlere ihtiyaç duymayan doğal bir dünya hissi” yaratıyor.

Ses Tasarımı ve Atmosfer: Korkunun Diğer Boyutu

Bir korku oyununun başarısında ses tasarımı kritik bir rol oynar ve The Florist bu konuda da iddialı. Unclear Games, ses tasarımında “nefesli ve üflemeli çalgılardan gelen bolca toprak tonunu, ara sıra synth ve elektronik müziğin şaşırtıcı unsurlarıyla birleştirmeye” odaklanıyor. Larsen, bilerek yaylı ve piyano gibi enstrümanlardan kaçındıklarını, çünkü bu enstrümanların genellikle doğaüstü veya ölümsüz korku temalarına daha uygun olduğunu belirtiyor. Oysa The Florist korku oyunu, bu tür bir hikaye anlatmıyor, daha çok doğal bir felaket ve bitkisel bir dehşet üzerine kurulu.

Oyunun ilk bakış videolarında sunulan ses manzarası, gerçekten etkileyici ve gerilimli bir atmosfer yaratma potansiyeli taşıyor. Ekibin bu bilinçli tercihi, oyunun genel temasını ve benzersizliğini pekiştiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Sesler, oyuncuların kendilerini Joycliffe’ın istila edilmiş dünyasına daha fazla kaptırmalarını sağlayacak ve görsel dehşeti tamamlayacak.

Unclear Games ve Gelecek Vizyonu

Unclear Games, The Florist ile ilk büyük çıkışını yapmaya hazırlanıyor. Phil Larsen, oyun üzerinde çalışmaya başlamadan önce hayatında hiç çiçekçiyle tanışmadığını belirtiyor. Ancak ilginç bir tesadüf eseri, Unclear Games’teki iki geliştiricinin daha önce çiçekçi olarak çalışmış olması, The Florist’e gerçek hayattan ilham ve derinlik katmış. Bu durum, oyunun floral temasının sadece yüzeysel bir seçim olmadığını, arkasında gerçek bir deneyim ve anlayış olduğunu gösteriyor.

Larsen, tüm ekibinin inanılmaz yetenekli olduğunu ve onlarla çalışmaktan büyük onur duyduğunu ifade ediyor. Bu tutkulu ekibin, Resident Evil Remake gibi bir “altın standart”a layık bir deneyim sunmak için çok çalıştığı açıkça görülüyor. 2026 yılında PC ve henüz belirtilmeyen konsollar için çıkış yapacak olan The Florist, şimdiden Steam üzerinde istek listesine eklenebilir. Bu, oyunun çıkışına kadar olan sürede meraklı oyuncuların oyunu takip etmeleri için harika bir fırsat sunuyor.

Sonuç olarak, The Florist korku oyunu, klasik korku mekaniklerini yenilikçi bir temayla harmanlayarak türde yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. Resident Evil Remake’ten aldığı ilhamı kendi özgün kimliğiyle birleştiren The Florist, korku oyunu severler için kesinlikle gözden kaçırılmaması gereken bir yapım olarak öne çıkıyor. Joycliffe’ın çiçeklerle kaplı dehşetine dalmaya hazır mısınız?

Başa dön tuşu